Din, ilk insan ile var olan insanlık tarihi boyunca kişilerin ve toplumların hayatına yön veren en güçlü bir olgudur. İnsan, kendi varoluşunu anlamlandırma, evreni ve hayatı yorumlama ihtiyacı duyan düşünen bir varlıktır. Bu ihtiyacını, farklı kültürlerde ve dönemlerde çeşitli inanç sistemleriyle karşılamaya çalışmıştır. Din, tarihin her döneminde, yalnızca bireysel bir inanç değil; aynı zamanda toplumsal düzenin, ahlaki değerlerin ve kültürel kimliklerin de temelini oluşturur. Dinsiz bir toplum düşünülemez. Etimolojik olarak “din” kelimesi Arapça deyn kökünden türemiş olup “itaat, hüküm, yol” anlamlarına gelir. Genel olarak din, insanın yüce yaratıcı ile olan ilişkisini düzenler, ilahi emir ve yasaklar bütünü olarak hayatına yön verir. Din, bireyin inanç ve vicdanında kök salan bir bağlılık ve toplumsal yaşamda düzen sağlayan bir kurumdur. Dinin amacı insana varoluş gayesini hatırlatmak ve hayatına anlam kazandırmaktır. Bu bağlamda din:
- İnsana ilahını tanıtmak: İnsanın Allah’ı tanıması ve O’na bağlanmasını sağlar,
- Ona mutlu bir hayat sunmak: Dünya ve ahiret dengesini kurarak huzurlu bir yaşam ortaya koyar,
- İlahi ve ahlaki değerleri yaşatmak: Sevgi, saygı, adalet, merhamet, dayanışma gibi erdemleri kişi ve topluma kazandırıp onların hayatında bunları hâkim kılmayı amaçlar.
- İbadetlerle yaratıcısıyla bağ kurmak: Namaz, oruç, Hac, zekat, çalışmak, cihat, dua gibi ibadetlerle insanın güvenme ve sığınma ihtiyacını karşılar.
İslam’da din, bireysel bir inanç olmanın ötesinde toplumsal düzenin sağlanmasındaki temel referans kaynağıdır. Hukuk sisteminden kültürel geleneklere kadar hayatın birçok alanında belirleyici bir rol oynar. İslâm hukukunda din toplumsal düzeni korumak, barış ve huzur içinde yaşatmak, saygı ve sevgi toplumu oluşturmak gibi birçok önemli işlev görür. Çünkü hayatta helalı haramı, sevabı günahı, iyi ve ya da kötüyü, olması ve olmaması gerekeni belirleyen ve bu konularda hüküm koyan Allah’tır.
Ona inanmak ve Onun dediklerini kabul edip, onun yolunu izlemek iman ve inancın temel taşlarıdır. Din, insanın varoluşunu anlamlandırma çabasının en güçlü ifadesi olarak bireyin iç dünyasında huzur bulmasında, toplumda düzen ve adaletin tesis edilmesinde en etkin bir rol oynar. Farklı dinler farklı yollar sunsa da din olarak hepsinin ortak amacı, insanı daha erdemli, daha bilinçli ve daha anlamlı bir hayat sürmeye yönlendirmektir.
İslam, Allah’ın kitabı Kur’an ve peygamberi Hz. Muhammet vasıtasıyla güzel ahlakı insanlara anlatmak, tüm hayatına hakim kılmak için gönderilmiş en son ilahi dindir. Bu dinin kendine özgü bir inancı, yolu, usulü, üslubu ve dünya görüşü vardır.
Öteki dinlerle İslam’ı ayıran en büyük özellik onun Tek Allaha (Tevhide) olan inancı, hiç bozulup tahrife uğramadan bize kadar ulaşan Kur’an-Kerim gibi ilahi bir kelama sahip olmasıdır. Bir Müslüman olarak görev ve sorumluluğumuzun bilincinde her yerde her zaman: Rabbimiz; Allah, Kitabımız; Kur’an, dinimiz; İslam, Peygamberimiz; Hz. Muhammed sav deriz. Amacımız: Allah yolunda, Allah için, Allah’ın ölçü ve kurallarına göre Kur’an ve Sünnet çizgisinde yürümek ve bu inanç, düşünce ve anlayışla hayatımızı tanzim etmek için mücadele etmektir.