Edebiyatsız Medeniyet olmaz

Manşet 1. Sayı — Kasım 2025

Edep ve Medeniyet Üzerine

Edep ve Medeniyet Üzerine

Edep; insanın tutum ve davranışlarında doğal, gösterişten uzak, nezaketli ve olgun bir kişiliği temsil eden yüce bir erdemdir. Edebiyat ise dilin ve üslûbun en güzel örneklerini barındıran bir sanat alanıdır. Bu iki kavram birleştiğinde, zihinleri aydınlatan, gönülleri besleyen ve insanı kemale erdiren bir anlayış ve davranış ortaya çıkar. 

Toplum içinde nezaket, görgü kuralları, iyi ahlak, incelik ve olgun davranışların tümüne edep denir. Edep; insanın söz ve davranışlarında ölçülü olmasını, sınırını bilmesini, hayâ duygusuna sahip olmasını sağlayan ahlaki bir duruştur. Hem dinî hem de örfî açıdan, bireyin Allah’ın rızasını ve insanların sevgisini kazanmasına vesile olan güzel davranışların bütünüdür. 

Nitekim Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav), “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim” buyurarak edebi ve ahlakı Müslüman’ın en temel vasfı olarak göstermiştir. Hadis-i şeriflerde “Edep imanın bir parçasıdır” ve “İslam güzel ahlaktan ibarettir” denilerek edep ve hayânın imanın özü olduğu vurgulanır. “Utanmıyorsan, dilediğini yap!” sözü ise hayânın insanı kötülükten alıkoyan en güçlü kalkan olduğunu ifade eder. 

Edebiyat, dilin sanat olarak kullanıldığı bir iletişim alanıdır. Bir toplumun incelik, terbiye ve görgü kurallarını yazılı ve sözlü metinlerde ustalıkla dile getirmesi, edebiyatın edep ile olan bağını gösterir. Bu sebeple; edebiyat edeptir, edep edebiyattır. 

Edebiyatın kuşattığı alan yalnızca şiir, roman, hikâye, masal, tiyatro ve sinema değildir; aynı zamanda insan ruhunu ve düşüncesini besleyen tüm güzel sanatları içine alır. Edebiyat, Bilim dallarıyla da dolaylı olarak ilişkilidir; çünkü dilin gelişmesi, bilimin ve düşüncenin gelişmesine katkı sağlar. 

Yazar, yaşadığı dönemin aynasıdır; toplumun dili, kulağı, gözü ve hissiyatıdır. Gerçek yazarlar, insanlığın hak ve adalet için atan kalbidir. Onlar, küllerinden yeniden doğan Zümrüt-ü Anka kuşu gibi özgürlüğün ve dirilişin sembolüdür. 

Edebiyat, duygu ve düşüncelerin estetik bir biçimde dile aktarılmasıdır. 

Medeniyet ise bir toplumun bilim, sanat, teknoloji ve yaşam tarzındaki maddi ve manevi birikimlerinin bütünüdür. 

Edebiyat, medeniyetin ruhunu ve kültürünü yansıtır; medeniyet ise bu sanatsal birikimleri zamana ve mekâna yansıtarak ilmik ilmik nakşeder. 

Sonuç olarak medeniyet; edep ve edebiyatın toplum hayatına hâkim olmasıyla kemale erer. Edepsiz ve edebiyatsız bir medeniyet olmaz. Olsa da, kör, sağır ve ruhsuz kalmaya mahkûmdur.  

Arif Altunbaş

Arif Altunbaş

– Hayatın İçinden Bir Kalem 1954 yılının Aralık ayında, Manisa’nın Ahmetli kazasına bağlı Tatar Ocağı (Ataköy) köyünde dünyaya gelen Arif Altunbaş, yedi kardeşin beşincisi olarak köyünün bereketli topraklarında büyüdü. İlk öğrenimini köy okulunda tamamladıktan sonra Uşak İmam Hatip Lisesi’nde orta ve lise eğitimini sürdürdü. Ardından Ankara Aydınlık Evler Lisesi fark derslerini vererek ikinci bir lise diploması kazandı. Gençlik yıllarında azmi, mücadeleci yaratılışı ve çalışkanlığıyla Ankara 19 Mayıs Gençlik ve Spor Akademisi’ne girdi; 1974–1978 yılları arasında Yönetim ve Spor Bilimleri Bölümü’nden mezun oldu. Üniversite yılları ve sonrasında, İslami gençlik hareketlerinin içinde aktif bir rol üstlendi. Milli Türk Talebe Birliği Spor Kolu Başkanlığı, Ankara Yeni Mahalle MTTTB Başkanlığı, Akıncılar Teşkilatı Genel Başkan Yardımcılığı ve Türkiye İmam Hatip Liseleri Mezunları Federasyonu Genel Başkanlığı gibi görevlerde bulundu. Bu dönemde kalemiyle de öne çıktı; Milli Gazete, Yeni Devir, Mavera, Edebiyat ve daha birçok dergide yazıları, makaleleri ve şiirleri yayımlandı. 1980 darbesi sonrası yurtdışına çıkmak zorunda kalan Altunbaş, 1986’da vatandaşlıktan çıkarıldı ve tam 25 yıl boyunca vatansız yaşadı. Bu yıllar boyunca Avrupa’da Müslüman gençlik çalışmalarına öncülük etti; arkadaşlarıyla birlikte Yorum Dergisi’ni çıkardı. Almanya’da Avrupa Milli Görüş Teşkilatı Avrupa İslamcı Gençlik Genel Başkanlığı görevinde bulundu. Avusturya’da öğretmenlik sınavını kazanarak Viyana’da sekiz yıl boyunca İslam Dini öğretmenliği yaptı. Aynı zamanda Pedagoji Akademisi, Doğu Dilleri ve Sosyoloji Fakültesi derslerine iştirak ederek akademik birikimini zenginleştirdi. 2009 yılında Türkiye’ye dönüş yapan Altunbaş, 2013 yılından bu yana Haber7 sitesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Ayrıca yazıları ve şiirleri Akıncılar Dergisi ile Edebiyat ve Medeniyet dergilerinde yayımlanmaktadır. Bugün Balıkesir’de yaşayan Arif Altunbaş’ın yayımlanmış beş kitabı ve üzerinde çalıştığı yeni eserleri vardır. Onun kalemi, , gençlik yılları ve hareketlerinin coşkusunu, sürgün yıllarının hüznünü İslami düşünce ve edebiyatın derinliklerini bir araya getirerek okurlarına hem şahsi bir yolculuk hem de toplumsal bir hafıza sunmaktadır.

Tüm yazılarını gör →

Yazarın Kitapları

Okur Yorumları

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.

Fikrinizi belirtmek ve tartışmaya katılmak için giriş yapmalısınız.

İlginizi çekebilir